Termal Su Tedavisi: Bilim Ne Diyor?
Sağlık

Termal Su Tedavisi: Bilim Ne Diyor?

6 dakika okuma

Balneoloji araştırmaları kaplıca tedavisinin romatizma, cilt ve sinir hastalıklarındaki etkinliğini ortaya koyuyor. İşte bilimsel bulgular.

Kaplıca sularının şifa verdiğine dair inanç binlerce yıllık bir geçmişe sahip. Romalılardan Osmanlılara, Japonlardan Türklere kadar pek çok medeniyet termal suları tedavi amacıyla kullanmıştır. Peki günümüz bilimi bu kadim pratiği nasıl değerlendiriyor?

Balneoloji Nedir?

Termal su tedavisini inceleyen tıp dalına balneoloji denir. Bu alan; mineral suların kimyasal bileşimini, vücuda etkisini ve tedavi protokollerini bilimsel yöntemlerle araştırır. Türkiye’de Sağlık Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren kaplıca tesisleri, balneoloji uzmanları tarafından denetlenmektedir.

Bilimsel Kanıtlar Ne Gösteriyor?

Romatizmal Hastalıklar

Avrupa Romatoloji Kongresi’nde sunulan çok sayıda çalışma, sülfatlı-karbonatlı kaplıca sularının eklem iltihabını azalttığını göstermektedir. 2019 yılında yayımlanan bir meta-analiz, düzenli balneoloji tedavisinin osteoartrit hastalarında ağrıyı ortalama %35 oranında azalttığını ortaya koymuştur.

Etki mekanizması: Termal su vücudu dışarıdan ısıtarak kan dolaşımını hızlandırır, eklem çevresindeki kasları gevşetir ve bölgede biriken iltihabı azaltır. Öte yandan sudaki magnezyum ve kalsiyum iyonları deri yoluyla emilerek kas tonusunu destekler.

Cilt Hastalıkları

Sülfürlü kaplıca suları, psoriasis (sedef hastalığı) tedavisinde onlarca yıldır kullanılmaktadır. Kangal Balıklı Kaplıca, küçük balıkların (Garra rufa) ölü deri hücrelerini yemesiyle tanınan eşsiz bir tedavi yöntemi sunar ve bu yöntem uluslararası dermatoloji literatüründe yer almaktadır.

2021’de yayımlanan bir Türk araştırması, sülfürlü kaplıca sularında 3 haftalık tedavinin psoriasis şikayetlerini ciddi biçimde geriletten ilaç grubuyla karşılaştırılabilir etkinlik gösterdiğini belgelemiştir.

Sinir Sistemi ve Stres

Termal banyo; kortizol (stres hormonu) düzeylerini düşürür, endorfin salınımını artırır. Japon araştırmacılar, düzenli “onsen” (kaplıca) kullanımının kronik yorgunluk sendromu belirtilerini hafiflettiğini 2017’de raporlamıştır.

Karbondioksitli kaplıca suları ise damarları genişleterek kan basıncını düşürür; bu özellik hipertansif hastalarda ek fayda sağlayabilir.

Kimler Dikkatli Olmalı?

Kaplıca tedavisi her ne kadar doğal bir yöntem olsa da bazı durumlarda dikkat gerekmektedir:

  • Kalp-damar hastalığı: 40°C üzerindeki sular kalp üzerinde ekstra yük oluşturabilir.
  • Gebelik: Özellikle ilk trimesterde yüksek sıcaklıklı banyo önerilmez.
  • Akut enfeksiyon: Ateşli dönemlerde kaplıca kullanımından kaçınılmalıdır.
  • Açık yara: Sülfürlü sular açık dokuya zarar verebilir.
  • Cilt kanseri: Yoğun UV ve termal ısı dikkatli yaklaşım gerektirir.

Pratik Öneriler

Uzmanlar, kaplıca tedavisinden maksimum fayda sağlamak için şu noktaları vurgular:

  1. Süre: Tek seansta 15-20 dakikayı aşmamak; günde en fazla 2 seans.
  2. Süreç: Tedavi etkisi için en az 10-14 gün kesintisiz kaplıca kullanımı önerilir.
  3. Hidratasyon: Her seanstan sonra bol su içmek zorunludur.
  4. Hekim kontrolü: Kronik hastalığı olanlar için bir balneoloji uzmanıyla görüşmek en güvenli yaklaşımdır.

Sonuç

Kaplıca tedavisi, binlerce yıllık deneyimi modern bilimle buluşturan değerli bir tamamlayıcı tıp yöntemidir. Türkiye’nin jeotermal açıdan zengin coğrafyası, bu alanda dünyanın en önemli destinasyonlarından birini sunmaktadır. Bilimsel veriler ışığında, doğru endikasyonla uygulanan balneoloji tedavisi birçok kronik rahatsızlıkta yaşam kalitesini artırmaktadır.